8 Aralık 1920

Çerkez Ethem, Kurmay Başkanı Halil Bey'e verdiği emirde, düşmanların üstün kuvvetle saldırısı halinde mukavemet edilmeksizin çekilmek üzere gereken düzenin şimdiden yapılmasını istedi. Çerkez Ethem'le başı dertte olan Mustafa Kemal, sert huylu, atak ve gerektiğinde kahredici bir arkadaş saydığı Albay (Deli) Halit Bey'in kendi emrine gönderilmesini Karabekir'den istedi. Güney Cephesi Komutanı Refet Bey, Mustafa Kemal'e, Batı Cephesi'ne ve Genelkurmay'a gönderdiği yazıda, "Afyon'daki kuvvetlerin kuzeye hareketi, Eskişehir'deki fırkaların Kütahya'ya varışından sonra mümkün olacaktır" diyerek Demirci Mehmet Efe'nin Kuvayı Seyyare ile birleşirse önemli bir atlı kuvvetin oluşabileceğini, kendisinin Efe'nin kuvvetlerini dağıtabileceğini bildirdi. İsmet Bey de Eskişehir'deki kuvvetlerin Kütahya'ya girmeye yeteceğini, 1200 kişi tahmin edilen Kuvayı Seyyare'nin dağınık olduğunu, bu kuvvetlerin Güney Cephesi'ne geçebileceğini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Dışişleri Bakanı Curzon, Sevr Anlaşması'nın onaylanması için 15 Aralık'a kadar bekleyebilecekleri talimatını verdi. İtilaf Devletleri, barışın imzalanmasına ikna için Anadolu'ya gönderilen İstanbul bakanlarından bir cevap bekliyorlar. Mustafa Kemal ise onlan önceki gün Bilecik'ten Ankara'ya kaçırmış ve bakanların Kurtuluş Savaşı'na katıldıkları ilan edilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hint Hilafet Komitesi üyesi sıfatını kullanan Mustafa Sagir, İnebolu'dan beri geçtiği yerlerde özel bir saygıyla karşılanarak Ankara'ya geldi ve burada da törenle karşılandı. İngiliz casusu olduğu anlaşılacak ve bu nedenle İstiklal Mahkemesi'nde yargılanacak olan Mustafa Sagir, 25 Mayıs'ta asılarak idam edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Karagöz: Dünyanın üstü varsa altı da var. Daha dün Divanıharp reisi sıfatı ile karşısına istediğini çekerek gelişigüzel idam eden mahut Mustafa Paşa, bugün adli bir mevkuf olarak cezaevi koğuşunda sıra bekliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Tanınmış bir Fransız kadın yazarı olan Berthe Gaulis (1870-1950) İstanbul’a ilk defa Le Temps gazetesi muhabiri olan eşi Mösyö Georges Gaulis’le beraber 1986 yılında gelmişti. İstanbul’da bir kızları dünyaya gelen Gaulis çifti, burada 1912’ye kadar kalmışlardır. 1912’de eşi Georges Gaulis’in ölmesi üzerine İstanbul’da sıkıntıya düşen Berthe Gaulis gazeteciliğe başlamış ve bu alanda kısa zamanda ün kazanmıştır. Fakat Birinci Dünya Savaşı patlak verince Berthe Gaulis Fransa’ya dönmek durumunda kalmıştı.


Savaşın neticelenmesiyle savaş öncesi ayrıldığı İstanbul’a 21 Eylül 1919 tarihinde yine bir gazeteci olarak geri dönen Berthe Gaulis Anadolu’ya gitmek istiyordu. Bunun imkanlarını ararken Tevfik Rüştü (Aras) bey ile temas etmek imkanını bulmuştur. Berthe Gaulis Tevfik Bey2e Milli Mücadele hareketini haklı bulduğunu bu yüzden Türk davasını gazeteci olarak dünyaya duyurmak istediğini, ancak bu hususta daha geniş bilgiye sahip olabilmek için Anadolu’da milliyetçi liderlerle görüşmesi gerektiğini belirtmişti. Tevfik Rüştü Bey bunun üzerine kendisine yardımcı olmuş ve böylelikle, Madam Gaulis “ İngilizlerin kontrolü altında bulunan, fakat süngülü İngiliz neferlerinin gelip gidene hiç de aldırış etmedikleri Haydarpaşa garında trene binerek” milliyetçilerin kontrolünde bulunan Eskişehir’e hareket etmiştir.


Berthe Gaulis, Eskişehir’de vali ve belediye erkanı tarafından karşılanmıştı. Gaulis’in ifadesine göreilk gün etrafına toplananlar “ neden Fransızlar bize karşı? Biz onlara ne yaptık ki?” demekte ve “ Biz yalnız hür yaşamak, rahat nefes almak, çalışmak istiyoruz. Bu fazla bir şey mi?” diye sorarak yaşanan duruma bir mana veremediklerini ortaya koymaktadırlar. Daha sonra Eskişehir yakınlarında bir köyde Ali Fuat Paşa ile görüşen Berthe Gaulis’i Ali Fuat Paşa ve subayları Anadolu’da Yunan mezalimini gözleri ile görmesi için kendisini harp bölgesinde dolaştırmışlardır.


Harp bölgesindeki bu gezintiden sonra Berthe Gaulis, Refet Paşa ile görüşmek için Konya’ya doğru yola çıkmıştır. Ali Fuat Paşa’dan sonra Refet Paşa ile de görüşen Berthe Gaulis’in bu görüşmelerden ve gezilerden elde ettiği izlenimler sayesinde “ Türklerin vatanlarını düşman istilasından kurtarmaktan başka bir şey istemediklerini” anlatan ilk yazısı 11 Kasım 1919’da Fransız gazetesi Journal De Debat’da çıkmış ve bunu başka yazıları izlemiştir.


Berthe Gaulis Türkiye’den ayrıldıktan bir yıl sonra 1920 yılının Aralık ayında Fas’a gitmiştir. Gaulis’in Mareşal Lyautey ile yakın ilişkileri vardır. Bu münasebetle “Berthe Gaulis’i sadece bir gazeteci olarak da görmemek yerinde olacaktır.” Berthe Gaulis Fas’ta kaldığı müddette edindiği izlenimleri şöyle aktarmaktadır: “ Türk milliyetçilerinin askerlik ve siyaset bakımından teşkilatına burada vakıf olmayan yoktu. Hatta Mustafa Kemal ile, biraz Bolşevikliğe yönelir gibi davrananlar arasındaki ayrılığı bile öğrenmişler. Herkes, nizam ve itidal partisinin şefi Mustafa Kemal’in tarafını tutuyordu. Hatta Faslılar her bir ağızdan İstanbul’la birlikte halifelik ve sultanlık İstanbul’da kalmak üzere tam bir Türkiye isteriz. Yoksa, Devamlı bir barış sağlanamaz ve barut tütmekte devam eder.”


O zaman Fas, Tunus ve Cezayir Fransa’nın sömürgesiydi. Fas’ta Fransız Mareşali Lyauttey, bölgedeki halkın da temayülüne uygun olarak, Fransa’nın Türkiye ile ilişkilerini yoluna koyması kanaatini taşıyor, bu hususta özellikle Madam Gaulis’ten aldığı bilgiler ışığında Türk davasının İslam dünyası üzerindeki etkilerini değerlendirip hükümetine bildiriyordu. Anadolu savaşının sonucuna göre Fransa, Avrupa ve Akdeniz politikasını yeniden düzenlemek zorunda kalacaktı. Fransız’lar bu şekilde sömürgeleri altında tuttuğu İslam aleminin de sempatisini kazanmış olacaktır. Nitekim Türk-Fransız ilişkilerinin gelişmesinde bunun önemli bir unsur olduğunu, Mustafa Kemal Paşa’nın Fransızlarla olan tüm münasebetlerinde görmek mümkündür.


MİLLİ MÜCEDELE’DE MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YABANCILARLA TEMES VE GÖRÜŞMELERİ / Doç. Dr. Cemal GÜVEN / 108-109-110

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG