8 Eylül 1920 Çarşamba

Külçe halinde ilk Sovyet yardımı altın Erzurum'a geldi. 200 kilosu, Kolordu ihtiyacı için Karabekir tarafından alıkonuldu, gerisi Ankara'ya gönderilecek. İkinci parti olarak 1 milyon altın ruble 9 Ekim' de Trabzon'dan Erzurum'a yola çıkarılacak, üçüncü parti olarak 17 Aralık'ta, 1,5 milyon altın ruble Tuapse'den gönderilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Meclis'te asker kaçaklarını yargılamak için önerilmiş İstiklal Mahkemeleri kanun tasarısı görüşülmeye başlandı. Kaçakların yoğun olduğuna ilişkin örnekler verildi. Askerden kaçışları düşman propagandasına bağlayan Ali Şükrü Bey, "'Biz ihtilal meclisiyiz" dedi. Hamdullah Suphi Bey kaçışların sebebi olarak kötü yönetimi gösterdi, halkın kazanılmasını istedi. Mehmet Şükrü Bey ise, suistimal ve kötü yönetimin kökünden yıkılması gerektiğini söyledi. Yozgat Mebusu Rıza Bey, Meclis'ten izinli ayrılan mebusların halkın aydınlatılmasında görevlendirilmelerini istedi. Tasarı 11'de kanunlaşacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Antep'teki Fransız işgal kumandanları Andrea ve Abadi, Mutasarrıf Sabri Bey'e bir nota gönderdiler. Notada "'Barış Anlaşması, Antep'i Fransız mandası altına koymuştur. Buna aykırı davranan herkes isyancıdır. Özdemir Bey kuvvetleri şehirden çıksın, yoksa Antep'i bombardıman etmeye devam edeceğiz" denildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


TBMM, Mayıs başından Eylül sonuna kadarlık süreyi kapsayan 5 aylık geçici bütçeyi görüşmeye başladı. Bu süre içindeki toplam tahmini gider 27.195.000 lira. Bunun 10.775.000 lirası savunmaya ayrılmış bulunuyor. Henüz hiç bir ülke ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Hükümet'in Dışişleri Bakanlığı giderleri ise 65.000 lira.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Genelkurmay Başkanlığı, Batı Cephesi'ne gönderdiği yazıda, raporlarda uçak keşif faaliyetlerinden söz edilmeyişine dikkat çekerek, uçucuların sınavdan geçirilmelerini, uçan yoksa havacılığın lağvedilmesini emretti; bu konuda hiç bir özrün kabul edilmeyeceğini bildirdi. Mustafa Kemal, Aydın Mutasarrıflığı'nın 5 ve 7 Eylül tarihli raporlarında Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe kuvvetleri arasında meydana gelen gerginliğin ve çatışmanın önüne geçilmesi isteğini Ali Fuat Paşa'ya bildirerek konunun önemle ele alınmasını emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı İsmail Hakkı Bey'in Meclis'te bugün okunan telgrafı: Savaş alanlarında yurdun kurtuluşu için çarpışan dilaverlerimiz, kendilerini yalnız hissetmesinler. Bütün millet, arslan kardeşleriyle birleşmek azmindedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


ABD Yüksek Komiseri Bristol, Türkiye üzerindeki İtilaf Devletleri çekişmesini hükümetine rapor etti: Yunan kuvvetlerinin kesin sonuç alıcı eylemlere girişmesine Fransız ve İtalyanlar karşı çıkıyor. İngilizler, Yunanlıların başını belaya soktukları suçlaması olmasın diye, her zamanki bekleme oyununa girişmişlerdir. Müttefiklerin Türkiye'de birbirlerine kıskançlık duymaları tehlikesi belirmiştir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Alemdar'da R. Cevat: Görüyoruz ki Yunanistan, kısa zamanda Mustafa Kemal kuvveti denilen çapulcuları tamamen tenkil edecektir. Demek ki ehil ellerde herhangi bir muntazam kuvvet, bu şirretleri tedip edebilecekmiş. İsyancıların yaptıkları bizi yardan eyledi, korkarız ki bu şenaetler bizi yerden de eyleyecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


The New York Times: Mustafa Kemal'in işleri iyi gitmiyor. Milliyetçi ordu moral çöküntüsü içinde. Avrupa'dan süpürülen Türklerin, dünya siyaset sahnesinden de bir daha dönmemek üzere silinip gitmeleri başlıca dileğimizdir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal’den İtalya Dış İşleri Bakanı Kont Sforza’ya


Azizim Kont, Cami Bey’in Meclisin İtalya temsilcisi olarak gönderilmesi, İstanbul’da bulunduğumuz sıradaki eski iyi ilişkilerimi hatırlamam için hoş bir fırsat oldu.


Gerek Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığımız sırasında gerek şimdiki Bakanlığınız sırasında dünya meselesinin çözümünde yurdumuzun davası pek asir duygularla savunmuş olmanızdan dolayı çok duygulandığıma sizi temin etmek isterim.


Güzel ülkenizde gelişen halkların hakkı prensibiyle sıkı sıkıya bağlı olan İtalya ve Kont Sforza hatırası Türk halkının ruhunda canlı kalacaktır. Milletlerimiz arasında zaten var olan derin sempati bağlarını Cami Bey’in güçlendirmeye çalışacağına derinden inanarak, Cami Bey’in size sözlü olarak da ileteceği büyük hayranlık ve derin minnettarlık duygularımı hararetle ifade ederim.


(Kaynak: Atatürk’le Yazışmalar / Bilal Şimşir / Syf 84)


Yeni Gün ve İdari Yapı


İr taraftan Kurtuluş savaşı devam ederken, cephelerde oluk oluk kan akarken Yeni Gün, cephedeki mücadeleyi desteklemekte, millete moral, ümit ve milli bilinç aşılamaya çalışmakta, diğer taraftan da ulaşılacağına kesin bir şekilde inandığı zaferden sonraki hayatın şeklini, temel ilkelerini, halkın beklentilerini, inkılabın hedefini belirlemeye uğraşmaktadır. Fikirlerinden faydalanılacağına inanmakta, bu inançla planlar, projeler üretmeye , hedefler belirlemeye, bir anlamda mutlaka yapılması gerektiğine inandığı inkılapların teorisini ortaya koymaya yönelmektedir.


Türkiye’nin aydınları, dünkü Osmanlı İmparatorluğunun enkazı üstünde, bugün yeni bir bina kurmaya çağrılmaktalardı. Yapılacak iş o kadar büyüktü ki , bu yeni binanın niteliklerini akla getirmek bile tüyleri ürpertmeye yeterdi. “ Bu bina, uygulamalar dan doğan siyasetle yapılırsa, belki altında kaldıktan sonra hata yapıldığı anlaşılabilirdi. Onun için binayı yapan mimar mutlaka alim olmalıydı. Ankara’da ilk başlarda görülen genel eğilim kombinezonlara dayalı bir metodu daha fazla yeğliyor gibiydi. İlimden ve metottan söz eden teorisyenlikle suçlanmaktaydı. Elbette dünyadaki gelişmeleri görmeden kendilerini kitap sayfaları arasına hapsedenler, hayatın gereklerini göremeyecekleri için zararlı bir teorisyenlik yapacaklardı. Ancak hayatı idare eden konulara ve bilime dayanan teorisyenlik de inkar edilemezdi. Hayatın her hangi bir işinde olduğu gibi siyasal işlerde de bir takım laboratuvarlara ihtiyaç vardı. Koridorlar ve meclis gürültüleri, bu laboratuvarın sonuçları üzerine yapılmalıydı.


(KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 383)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG