8 Haziran 1921

Fevzi Paşa'nın orduya bayram bildirisi: Maraş, Kars, İnönü zaferlerinde meşru davalarımızdaki azim ve imanın büyüklüğünü gösterdiniz. İşgal altındaki yerlerde halk gözyaşları akıtırken, siz milletimize hür bir bayram yaşattınız. Bütün silah arkadaşlarımın gözlerinden öperim. Pek yakında bütün yurtlarımızın kurtarılarak kahraman ordumuzun kesin zafer bayramını da kutlamaya bizi kavuşturmanızı ulu Tanrı'dan dilerim.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İstanbul'dan Muharip Grubu'nun Ankara'ya bugün bildirdiğine göre, İngilizler Malta'daki tutukluların bir kısmına karşılık Anadolu'daki İngiliz tutukluların tümünün bırakılmayışından dolayı, İstanbul'da Kuvayı Milliye'ye mensup 100 kişiyi tutuklamaya karar vermişler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fransız Kabinesi toplandı. Başbakan Briand Bakanlar Kurulu'nu, Çukurova'nın boşaltılması, bunun için Franklin Bouillon'un Ankara'ya gönderilmesi için ikna etti


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Gizli Haberalma Örgütü İstanbul Kolu'nun hazırladığı rapor özeti: "İstanbul Hükümeti'nin Londra Temsilcisi Mustafa Reşit Paşa, İngiltere'ye karşı sert tutumundan vazgeçmesi için Ankara Hükümeti'ne baskı yapılmasını istedi. Bunun üzerine İstanbul, Ankara'ya gizli bir mektup göndererek, İngiltere'ye karşı alınan tedbirlerin sorumluluğunu hatırlattı. Muhalefetin artması üzerine, Mustafa Kemal'in Meclis'i feshederek yeni seçimlere gidileceği söyleniyor. İttihatçıların iktidara gelmesini önlemek isteyen Batı Cephesi'nden 140 subay, Mustafa Kemal'e bir mektup yazdı. Yakın bir gelecekte, Anadolu'da ciddi gelişmeler beklenebilir. Kazım Karabekir, Kürtlere karşı kuvvet kullanmayı reddediyor. Kemalistler, tatmin edilirlerse Bolşeviklerle işbirliğinden vazgeçebilecekler. Baştercüman Mr. Ryan'ın hazırladığı muhtıraya göre, Yunanlıları destekleyerek Kemalistleri yok etmek ve Padişah yönetiminde kontrol edilebilir bir Türkiye yaratmak gerekiyor.'


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


M.K. 1921 yılı Haziran’ında Akşehir’dedir. Yanında ve Malatya Milletvekili Dr. Hilmi Bey’de olduğu halde Akşehir’deki Medreselerden birini denetler. Tahtaya kaldırılan öğrencilerden hiçbiri Türkçe tümceyi Arapçaya çeviremez. Bunun üzerine Atatürk hocaya şunları söyler.


Hoca efendi, memleket harp ediyor, İstiklal ve mevcudiyetini kurmaya çalışıyor. Böyle mühim zamanlarda lisanül-Arabi ile vakit geçirmek, bu gürbüz Türk çocuklarını cephelerden alıkoyarak bu karanlık odalara tıkmak günahtır. Bir lisan bu türlü karanlık odalar içinde öğrenilemez. Lisan öğrenmek daha ziyade bir muhit meselesidir. Akşehir bir Anadolu, bir Türk kasabasıdır. Burada Arapça konuşan kimse yoktur. Onun için burada öğrenmeye lüzum da yoktur. Çünkü bugün Arapça ilim ve fen dili değildir. Bir memlekette Arapça bilen mütehassıslar yetiştirmek memleket ihtiyacı için kafidir. Eğer maksat böyle bir lisan mütehassısı yetiştirmek ise iki genç tahsil için Mısır’a gönderilir. Cami-ül-ezher midir? Nedir? Orada birkaç sene tahsil ettirilir, muhit de Arap olduğu için gençler Arap lisanını bu suretle kolayca ve daha tertipli olarak öğrenmiş olurlar. Memlekete ecnebi bir dil mütehassısı olarak gelirler.


ATATÜRK RESMİ YAYINLARA GİRMEMİŞ SÖYLEV, DEMEÇ, YAZIŞMA VE SÖYLEŞİLERİ / SADİ BORAK /171

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG