8 Kasım 1919 Cumartesi

Lloyd George, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’deki kötü yönetimi yok etmek için birleştiklerini, Türkiye’nin savaştakinden daha fazla zorluk çıkardığını, Karadeniz kapılarını açık bulunduracaklarını söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 218)


Hindistan’ın Delhi kentinde toplanan İslam Kongresi, Türkiye lehinde gösteri yaptı. 13 Kasım’a kadar sürecek kongrede, bütün Hilafet Komitelerine, Türki­ye lehinde çalışmaları tavsiye edilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 219)


Kâzım Karabekir, Doğu Beyazıt-Van yöresini teftişten Erzurum’a döndü. Ya­rın Harbiye Bakanlığı’na göndereceği raporda, bölgede parasızlık, adamsızlık, okulsuzluk sorunlarını anlatacak, Karakilise adının Karaköse’ye çevrilmesini önerecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 219)


L’Information (Paris): Ba­rış Konferansı, Türklerin kendi geleceklerinin kendilerince tayin edilmesi, Türkiye’de millî ve bağımsız bir Türk devleti kurulması hakkını inkâr edemez. Fakat insanlığın ortak malı olan Çanakkale ve İstanbul Boğazları, Milletler Cemiyeti’nin meşru denetimine terk edilmelidir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 219)


Sait Molla ve Rahip Frew mektuplaşması için (Detaylı bilgi için 26 Ekim 1919 tarihli gönderileri inceleyebilirsiniz.) Mazhar Müfit kitabında şöyle diyor:


Evvela söyliyeyim ki, Paşa’nın Nutuk’ta söylediği gibi, bu mektupların suretlerinin ele geçtiğini anlayan Sait Molla, Türkçe İstanbul gazetesinin 8 Kasım 1919 tarihli nüshasıyla, bu mektupları tekzibe kalkışmış ise de bu hakikat olamaz. Zira mektuplar Sait Molla’nın evinden ve mektupların müsveddelerinin yazılı olduğu bir defterden aynen alınmıştır. Paşa bu mektupların elde edilmesi için alınan tedbirleri de anlattı. Bizim adamlarımızdan biri Frew’in yanına hizmetçilik suretiyle girmeye muvaffak olmuş ve o suretle mektuplar elde edilmişti.

Not defterime kaydettiğim bu mesele hakkında şu izahat vardır:


‘Paşa bu gece dedi ki İstanbul’daki teşkilatımızın himmetiyle bir kısım vesaik elde ettik. Bu vesaiki Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya, Sadrazam Ali Rıza Paşa’ya verdik. Kumandanlara da tebliğ ettik. Bu cihetler malumunuzdur.


Bir gün gelir de hatıratımı yazarsam, bunları ibret olmak üzere neşredeceğim. Fakat zaman ve hadisatın neler tevlit edeceği belli olmaz. Bu gibi, mühim vesaikin sende de birer sureti bulunsun. Ben yazamazsam sen yazarsın. Çünkü bunlar milli mücadele’de maruz kaldığımız gizli ve aleni binbir türlü entrikalar hakkında esaslı delillerdir.


Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl mukavemet ettiğimiz görülmeli ve ibret olmalıdır. ZATEN HER ŞEY UNUTULUR. FAKAT BİZ HER ŞEYİ GENÇLİĞE BIRAKACAĞIZ, O GENÇLİK Kİ HİÇBİR ŞEYİ UNUTMAYACAKTIR, ÜMİDİ İSTİKBALİN ZİYADAR ÇİÇEKLERİ ONLARDIR.’


Çok gariptir ki, bu büyük adamın bu sözleri söylerken gözleri yaşarır gibi oldu. Doğrusunu söyleyeyim, benim de gözlerimden yaş geldi. Ben de ‘Paşam, kim isterse unutsun, tarih ve gençlik BU YARATICI DEHANIZI, bu vatana büyük ve tasvifi gayri kabil hizmetinizi asla unutmaz.’ dedim.


Paşa, ‘MESELE BEN DEĞİLİM, VATANDIR, GİTTİĞİMİZ YOLDU, UNUTULMAMASI LAZIM GELEN CUMHURİYET VE REJİMDİR. Benim, senin, şunun, bunun ne ehemmiyeti var? Biz olmasak başkaları bunu yapmayacak mıydı?’ dedi.


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 471)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG