8 Mart 1921


Dün Türk birliklerinin işgal ettiği Ahıska'ya ı 8. Kızıl Atlı Birlikleri de girdi. İkiye bölünen kasabada Türk ve Sovyet yönetimleri kuruldu. Orjonikidze, TBMM'ne gönderdiği yazıda Ahıska, Ahılkelek ve Batum'un işgali için yapılan girişimlerin Türk-Sovyet ittifakını tehlikeye soktuğunu ileri sürdü. Genelkurmay Başkanlığı, Karabekir'den Gürcü Menşevik Hükümeti'nin isteği üzerine Batum Sancağı ile Ahıska ve Ahılkelek'in işgal edilmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Koçkiri aşiret reislerinden Alişir, Koç Uşağı Aşireti Reisi Bro İbrahim ve onun 200 adamıyla Kemah'ın Hoguş köyüne geldi. Kemah kaymakamı ve jandarma komutanını esir alan isyancılar, diğer bir grupla yarın Terkilok köyünde buluşarak hareketlerine devam edecekler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yenigün: Sol ve sağ nedir?


Öğüt, Londra Konferansı'nı yorumluyor: Konferans'ın barışı sağlayabilmesi için Yunanistan tabii sınırlarına çekilmelidir. Türklerin de her millet gibi her çeşit insan haklarından yararlanması kaçınılamaz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Öğüt gazetesi de Ankara’nın yarı resmi gazetesinin bu görüşlerine adeta katıldığını değişik tümcelerle 8 Mart 1921 tarihli sayısında çıkan başyazıda yineliyordu. Fransız ve İngiliz çıkarlarının Doğu’da çeliştiğini daha önceki sayılarında da belirtmiş olan gazete, Yunanistan’ın doğal sınırları içerisine çekilmesini Londra Konferansının barışı sağlayabilme koşulu olarak görüyor, Türklerin belirli plan ulusal sınırlarının bu suretle gerçekleşeceğini anlatıyordu. Türklerin de her ulus gibi her çeşit insan haklarından yararlanmalarının kaçınılmazlığına da değinilen makalede, bunun esas alınmasından sonra İtilaf Devletleri’yle her zaman anlaşmanın olanaklı olacağı savunuluyordu. Görüldüğü üzere gazeteler konferansın başlangıç günlerinde daha çok ne biçim bir yol izlenmesi ve İtilaf Devletleri’nin Türk sorununa nasıl yaklaşmaları gerektiği noktaları üzerinde duruyorlar, Türkiye için beklenilenin neler olduğu sorusuna yanıt arıyorlardı. Oysa konferans görüşmelerinin ve tartışılan konularda beklenen yönde gelişmelerin oluşmaması karşısında yayınlanmaya başlayan başyazılarda, önceden duyulan kuşkuların sert eleştirilere dönüşmeye başladığı görülüyordu. Örneğin “ Londra Oyunu “ başlıklı bir başyazıda Londra Konferansından barışın beklenemeyeceği görüşüne yer verilerek” Sevres Antlaşmasında tadil dedikleri şey, hakikatte bir Taz’if ve teşdiddir” tümcesiyle temelde hiçbir değişmenin beklenmemesi gerektiği açıklanmak isteniyordu. Hakimiyet-i Milliye’de yayınlanmış olan bu başyazıda, İzmir’de Yunan askerlerinin bulunmasının süreceği, fakat kentin Cemiyet-i Akvam’ca yönetileceği, Adana’nın, Edirne’nin vatana dönmeyeceği, denetim komisyonu ile Boğazlar komisyonunun kalacağı belirtiliyor, sonuç olarak da şu tümcelere yer veriliyordu: “ Biz, Londra Konferansına ilke götürdük, bağımsızlık ilkesi; onlar bize politika getirdiler: hile politikası, aldatma politikası “


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 290


Londra’ya gönderilen (Şubat 1921) delegasyonunun başında Bekir Sami Bey, İstanbul heyetinin başında da Tevfik Paşa bulunuyordu. Tevfik Paşa, Ankara delegesini meşru olarak kabul etmişti. Lloyd George’un Hükümeti İzmir için bir muhtariyet ve Türk Yunan savaşında da tarafsızlık teklif etmişti. Bütün bunları Ankara Hükümeti önce tetkik edecekti Eğer Büyük Millet Meclisi bunun lehinde bulunursa, ağustos ve eylülde tekrar bir Türk delegasyonu isteyeceklerdi.


Bunun bir hileden ibaret olduğu çok çabuk meydana çıktı. Çünkü, Türk delegasyonu Londra’dan dönerken, Yunanlılar büyük bir taarruza geçtiler.


Yunanlılar, Afyon’dan hücuma başlayarak, büyük bir kuvvet getirdiler. Fakat 31 Mart 1921’de yeni Türk ordusu tarafından bozguna uğratıldılar. Buna İkinci İnönü Harbi adı verilir.


TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI / HALİDE EDİP ADIVAR / 204

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG