8 Nisan 1921

Batı Cephesi'nin güney bölgesinde Refet Paşa, ileri harekata başladı. Üç gün sürecek ve Yunanlıların çekilmesiyle sonuçlanacak Aslıhanlar Savaşı'nın birinci günü * Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Yunanlıların Bilecik'te 1.618 evi yaktığını, Söğüt'te İslam mahallelerinin bütünüyle, Bozöyük'ün ise üçte ikisinin yakılmış olduğunu bildirdi ; Genelkurmay 'dan aç kalan halka yardım için kurullar yetiştirilmesini, yiyecek ve para gönderilmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan hukümeti'nin istifası üzerine yeni hükümeti Gunaris kurdu. Baltacis Dışişleri Bakanlığı'na, Teodokis Savaş Bakanlığı'na getirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Hindistan İşleri Bakanlığı, hazırladığı raporda, Hindistan'da Türkiye lehine kıpırdanmalar olduğunu, bunları etkisiz kılmak için Sevr Anlaşması'nda bazı değişiklikler yapılması gerektiğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı 18 Nisan'da bu öneriyi reddedecektir. Belçika'nın İstanbul Orta Elçisi De Welle'in raporu: Yunan saldırısı bir fiyaskoyla sonuçlandı. İngilizler de Yunanlılar gibi Türk milliyetçiliğini yok farz ettiler. İstanbul Türkleri artık açıkça Anadolu milliyetçilerini destekliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Afgan Hükümeti'nin Türkiye'ye elçi olarak gönderdiği Sultan Ahmet Han, Samsun'a geldi; gösterilerle karşılandı. Ahmet Han, 2 1 Nisan'da Ankara'da parlak törenlerle karşılanacak, 25 Nisan'da güven mektubunu sunacaktır. 1 Nisan'da Moskova'dan ayrılmış olan İktisat Bakanı Yusuf Kemal ve Rıza Nur Beyler Baku'da parlak törenlerle karşılandılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


7 Kürt aşireti TBMM'ne başvurarak, Koçkiri bölgesinde bir il kurulmasını, başına bir Kürt vali, yardımcılığına da bir Türk getirilmesini istedi. Başvuruda "Eğer bu mesele böyle kapatılmazsa, Dersim'den başka Erzincan, Van, Diyarbakır, Erzurum'a kadar ayaklanma yayılacak, iki Müslüman millet arasında kan dökülmesinden Müslüman düşmanlarının yüzü gülecektir" denildi. Ankara Hükümeti bu isteği reddedecektir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan/


Efendiler, askerî strateji konusunda fazla düşünce ileri sürmekten kaçınma taraftarı olmakla birlikte, Yunan ordusunun bu defaki genel taarruz plânında göze çarpan bir yanılmaya işaret etmek isterim.


Yunan ordusunun Uşak grubunun, Dumlupınar’dan sonra, Eskişehir’e doğru yürümesi gerekirdi. Afyon üzerinden Konya’ya doğru yönelmesi, kuvvetlerini asıl kesin sonuç alacağı alandan uzaklaştırarak, işe yaramaz ve tehlikeli bir durumda bırakmıştır.


İnönü’ndeki başarı bizim tarafta kaldıktan sonra, bu kuvvetlerin, kendilerini tehlikeden kurtarmak için bir an önce sür’atle geri çekilmelerini sağlamaktan başka bir şey düşünmeyeceklerine şüphe yoktu. İnönü’nde zafer kazanan kuvvetlerimiz, Eskişehir, Altıntaş üzerinden Dumlupınar’a yönelerek bu mesafenin önemli bir kısmında demiryolundan fazlasıyla yararlanma imkânı bulunduğuna göre, Afyonkarahisar’ın doğusunda bulunan Yunan grubu geri çekilme hattını kesebilir ve böylece, pek büyük bir ihtimalle o grubu büyük bir felâkete uğratabilirdi. Nitekim, bu düşüncenin uygulanmasına geçmekte bir an gecikilmemiştir. İlk serbest kalan tümenler derhal Güney Cephesi Komutanı Refet Paşa’nın emrine verilerek harekete geçirilmiştir.


İnönü Meydan Muharebesi’nden alınan sonuç üzerine, Yunan ordusunun Uşak grubu, derhal geri çekilmeye başladı. Refet Paşa, 7 Nisan 1921 tarihinde karargâhıyla Çöğürler’de. 4’üncü ve 11’inci Tümenler Altıntaş bölgesinde, 5’inci Kafkas Tümeni ve kuvvetli bir alay durumunda olan Meclis Muhafız Taburu Çöğürler güneyinde, 1’inci ve 2’nci Süvari Tümenleri Kütahya bölgesinde bulunuyorlardı. Fahrettin Paşa, Çay ve Afyon’dan çekilen düşmanı kovalayıp sıkıştırırken, Refet Paşa da düşmanın Aslıhanlar civarında bulunan bir alayına, bu saydığımız kuvvetlerle, yani, üç piyade tümeni ve bir taburla taarruz etti. Bir taraftan da kuzeyden daha iki tümen, 24’üncü ve 8’inci Tümenler güneye doğru gönderildi. Aslıhanlar’daki Yunan alayı, Refet Paşa’nın taarruzunu durdurdu ve çok zaman kazandı. Bu süre içinde geriden gelen birliklerle iki tümene kadar takviye edildi.


Bu kuvvetler Afyon’dan çekilen kuvvetlerin kendilerine katılmalarını sağladı.


13 Nisan 1921 günü, Refet Paşa’nın emrinde kuzeyden güneye ve doğudan batıya taarruz eden kuvvetlerin toplamı şöyleydi:


Kuzeyden gelen 4, 5, 11, 8 ve 24, doğudan ilerleyen 57, 23 ve 41’inci Tümenler ki, toplam olarak sekiz piyade tümeni ve bir piyade taburu… 1’inci ve 2’nci Süvari Tümenleri çok uzak mesafelerden dolaştırılarak ve ancak düşman yenildiği takdirde etkili olabilecek; fakat o günkü savaşta hiç de işe yaramayan düşman gerisindeki Banaz hedefine gönderilmişti.


Refet Paşa’nın komutası altına verilen kuvvetler, taarruzlarında başarı kazanamadılar, aksine fazla can kaybı oldu. Düşman, Dumlupınar mevzilerine hâkim olarak yerleşti ve orada kaldı.


Refet Paşa kuvvetleri de Dumlupınar’ın on kilometre kuzeydoğusunda olmak üzere, Aydemir, Çalköy, Selkisaray hattına çekilip durdu. Aslıhanlar Muharebesi diye anılan bu çarpışmalar bu şekilde sona erdi.


Bilecik bir felaket ve acılar diyarı. Demin sözünü ettiğim koku burada dayanılamayacak kadar fazla. Henüz dumanı tüten bu taş yığınları altında kim bilir ne kadar insan cesedi gömülü. Buradaki tahribatın büyüklüğü korkunç. Bilecik ve Küplü’de büyük facialar olmuş. Buraların ahalisinden sağ kalanlar büyük bir bunalım ve heyecan içinde. Tecavüze uğramamış bir kız veya kadın kalmamış. Bilecik dünden kalma bir Pompei. Her yer kül, is ve kurum içinde. Toprak altüst olmuş. Sık sık dinamitin tahribatını gösteren taş yığınlarına rastlıyoruz. Bazen de bu taş yığınları arasında iki güzel kız çocuğu ipek ipliği bükerek bizim kafilenin geçişini seyrediyorlar. Biraz ötede, kızını kurtarmak isterken, kafasına taşla vurularak öldürülmüş bir ihtiyarın mezarı.


Yapılan imha işlerinden, her şehir ve kasaba payına düşeni almış. Bazen bir bahçe, çiçek açmış birkaç ağaç, bir meydan, bir çeşme, yapılanları hatırlatmaya yetiyor. Saatlerce bu harabeleri gezdik ve anlatılanları dinledik.


Her Yunan taarruzu, Anadolu’nun orta sınıf halkı ile şehir ve kasabalardaki burjuvaziye çok acı bir ders olmuştur.


Bu halkın kendi kinleri, milli harekete karşı, açıkça söyleyemedikleri bazı eleştirileri vardı, ama düşmanın yaptıkları karşısında vatanseverlik duyguları uyanarak şahlanmış, “ Ölürsem hiç olmazsa ailem ve vatandaşlarım için öleyim” diyerek mücadeleye katılmıştı. Bu günlerde İnegöl’deki Türkler kasabalarına gelen Yunan askerlerine baltalarla karşı koymuşlar ve onlar da çareyi kaçmakta bulmuşlar.


Şafak vakti Küplü’ye geldik. Kasaba henüz uyanıyor. Burada da harabeler, yıkık köprülerle karşılaştık. Arabamız, yoldaki engeller kaldırıldıktan sonra ilerleyebiliyor. Bir yokuşu inerken karşıdan gelen bir araba kafilesiyle karşılaştık. Bunlar yanan kasabalarını terk eden Yenişehir halkı. Halbuki burası bizim bugünkü gezimizin son durağıydı.


Artık savaş bölgesinin içindeyiz. Geçerken yol kenarındaki cesetlerle cephane yığınlarına şöyle bir göz attım. Hiç düşünmeden, alışılmış bir hareketle mendilimle burun deliklerimi kapadım, artık savaş alanındaki bazı görüntülere başımı çevirmeden bakabiliyorum. Topçu bataryalarını ve görünmeyen gözetleme yerlerini geçtik. Ormanlık bir yere yeldik. Vadiler, tarlalar, ağaçlar ve çiçekler, her şey çok güzel. Ara sıra birkaç askere rastlıyoruz. Etraftaki sessizlik savaştan pek uzaklarda olduğumuz hissini veriyor.


Akşam dönerken, felakete uğramış halkın oluşturduğu kafilelere yine rastladık. Gece, kamp yerinde, her köy ve kasabanın insanları bir ateş etrafında toplanarak son olayları anlatacaklar. Anadolu’daki İngiliz – Yunan işbirliği meyvelerini vermiş.


Ay ışığında, harabeler arasında bazı köylüler dolaşmakta. Üzerlerindeki, Anadolu halkının giydiği elbiselerin hatları seçiliyor, her şeyini kaybetmiş bu köylüler daha ilkel bir hayata zorlanmış durumdalar.


KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ / BERTHE GEORGES – GAULİS / 140-141-142


Kazım Karabekir’in Kilikya’daki orduların Ankara’ya doğru ilerletilmesi emri aldığı aktarılırken: 8 Nisan’da Yunan’ın çekilmesini Aberdeen Daily Journal, Bir Yunan bozgunu olarak tanımlıyor. Anadolu’da Savaş başlığı atan gazete Mustafa Kemal’in yaşlı ve tecrübeli olduğunu vurguluyor ve Osmanlı Direnişi olarak nitelediği Türk Ordusunun fark edilmeden kuvvetlendiğini yazıyor. Gazete Fransız askeri yetkililerin, Yunan ordusunun savaşçılık kabiliyetine inanmadıklarını, Türklerin daha savaşçı gördüklerini ve haklı çıktıklarını vurguluyor fakat Türklerin bir zafer kazanmak için çok zayıf olduğunu ve bunun arkasının gelemeyeceğini ekliyor. Hemen tüm gazetelerde olduğu gibi Kral Konstantin’e ve Yunan ordusuna yüklenilmekte. “ Eğer kazanırsa müttefiklerin finansal yardımlarını alırlar fakat Türklere yenilirse, müttefikler yenilmiş bir millete boşa harcama yapmaktan kaçınacaklardır” diyen gazete, son olarak bu savaşın tamamen gereksiz olduğunu ve boşa hayatların harcandığını vurguluyor. Aynı gün Yorkshire Post and Leeds Yunan Yenilgisi başlığı altında sayıları farklı vermiş olsa da (sebebi az sonra Army and Navy gazetesinde görülecek) 50 bin kişilik bakımsız ve düzensiz Kemalist güçlere karşılık 115 bin kişilik Yunan ordusunun çekilmesini ve bir bozguna uğrama ihtimalini, Yunan akılsızlığı yüzünden müttefiklerin bulaştığı bir tehlike olarak görüyor. Gazete nitekim Türklerin takibini sürdürmesi durumunda müttefik birliklerin, savaşa dahil olabileceği üzerinde duruyor. Özetle gazete (…)” Mustafa Kemal sadece askeri durumu düşünüyorsa, karşı saldırıları sınırlamakta makul olacaktır; fakat politik amaçları varsa, muhtemelen müttefikleri – Yunan ve Türk okulları- arasında bölünmelerine sebebiyet vererek anlaşmazlığa düşürecek kararlı bir yaklaşımı düşünebilir yazıyor.


İNGİLİZ BASININDA MİLLİ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL PAŞA / ERTÜRK ÖZEL / 143

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG