8 Ocak 1920 Perşembe

Urfa’da Fransızlara karşı mücadele başladı. Mustafa Kemal, Kilis’te Fransızların İslam halka yaptığı zulmün bütün kuruluşlarca protesto edilmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 314)


Konya Şerafettin Camii’nde toplanan 5 bin kadar kadın, bağımsız ve özgür bir Türkiye istedi. Anadolu Kadınlan Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin Konya Şubesi’nce düzenlenen toplantıdan sonra kadınlar isteklerini 12. Kolordu Komutanlığı’na ve İtilaf Devletleri’nin Konya’daki temsilcilerine verdiler. Bunun Ba­rış Konferansı’na ulaştırılmasını istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 314)


Mustafa' Kemal’in telgraflan: 1) Bazı gazetelerin millî hareket aleyhine yayın yaptığı, bunlann milletin gözünde zararlı sayılacağının Matbuat Cemiyeti’ne bildirildiği, aynı yolda başvuruların yapılması.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 314)


Yenigün’de Y. Nadi: Millî İttifak: Mebuslar, millî hudutlarımız dahilinde tama- miyet ve hakimiyetimizin taarruzdan korunması etrafında bir program yapma­lı, bütün millet bu esas çevresinde birlik olmaya çağrılmak


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 315)


Nutuk’tan/


Efendiler, şimdi Ankara’ya gelen milletvekilleriyle yapılan temas ve görüşmelere gelelim:


Milletvekilleri, aynı günde veya günlerde toplu olarak bulunamadılar. Teker teker veya küçük gruplar halinde gelip gittiler. Bu zatların veya hey’etlerin hepsine, ayrı ayrı ve hemen hemen aynı temel noktaları günlerce üst üste tekrarlamak zorunda kaldık.


Herşeyden önce, manevî gücün, kalp ve vicdan gücünün yüksek tutulması şarttır. Bunu bilirsiniz. Biz de bu gücü artırmak üzere:


Önce içteki ve dıştaki durumun güven ve ferahlık verici nitelikte gelişen noktalarını ve yönlerini araştırarak açıklamaya ve ispata çalıştık. Sonra, belirli bir amaç etrafında bilinçli ve azimli olarak birleşmenin, sarsılmaz bir güç olduğu gerçeğini, yorulmaksızın tekrar ettik.


Bir toplumun yaşamasının ve mutluluğunun, ancak gayelerinde ve gayelerinin gerçekleştirilmesinde tam bir birlik halinde bulunmasına bağlı olduğunu açıkladık. «Vatanın kurtuluşu, istiklâlin kazanılması» hedefine yönelmiş bulunan millî birliğimizin, köklü ve düzenli bir teşkilâtın varlığına ve bu teşkilâtı iyi yürütüp yönetebilecek yetenekli kafaların ve enerjilerin, bir tek beyin ve bir tek enerji halinde birleşmiş ve kaynaşmış olmasına bağlı bulunduğunu söyledik. Bu münasebetle İstanbul’da açılacak Meclis-i Mebusan’da güçlü ve dayanışmalı bir grubun kurulması zaruretini ortaya koyduk.


Millet, tarihin, ancak devletlerin yıkılış ve çöküş gibi bunalımlı zamanlarında kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşıyordu. Böyle anlarda, talih ve kaderini doğrudan doğruya kendi eline almakta gaflet gösteren milletlerin, gelecekleri karanlık ve felâketlerle doludur.


Türk milleti bu gerçeği anlamaya başlamıştı. Bu kavrayış sonucuydu ki, kurtuluş ümidi vaadeden her samimî işarete koşmaktaydı. Ancak, bir toplumun, uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve terbiyesinin etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup serbest kalabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.


Bu sebeple, durumu ve gerçeği bilenler, ellerinden geldiği kadar, bağlı bulundukları millete ışık tutup yol göstererek, ona kurtuluş hedefine yürümekte önderlik etmeyi en büyük insanlık görevi bilmelidirler.


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG