8 Temmuz 1920 Perşembe


Türk direnişi için felaket üstüne felaket ... İzmir'in işgalinden yaklaşık 14 ay sonra, Türkiye'nin birkaç önemli şehirden biri olan Bursa düştü. 20.000 mevcutlu Yunan kuvveti, 2.500 kişiyi bulmayan, moralleri bozuk Türk kuvvetlerinin boşalttığı Bursa'ya girdi. Bazı Bursa zenginleri, Yunanlıların şehre girmesine yardımcı oldular. Halk, Balıkesir halkının yaptığı gibi iç bölgelere göçüyor. Bursa'nın boşaltılmasını hükümet kararlaştırmış ve karar Tümen Komutanı Bekir Sami ile Vali Hacim Muhittin Beylere dün Mustafa Kemal tarafından bildirilmişti. Bursa'nın Yunanlılar eline geçmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde büyük bir üzüntü ve heyecan yaratacak, direnmedikleri için subaylar suçlanacak ve Mustafa Kemal, boşaltma kararını Hükümet'in verdiğini açıklayacaksa da mebusları yatıştırmak için Hükümet Divanıharbe verilmesi istenen Bekir Sami Bey'i görevden almakla yetinecektir. Mahmut Celal Bey, olayda Bursa "Burjuvazisi"ni suçlayacaktır. Yarından sonra, Meclis Kürsüsü'ne kara bir örtü serilecek ve bu Bursa'nın 10 Eylül 1922'de kurtuluşuna kadar kaldırılmayacaktır. Birkaç kez işgale uğrayıp kurtarılmış olan, bundan sonra da birkaç kez el değişterecek olan İnegöl de Yunanlılar tarafından işgal edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa, Meclis Başkanlığı'na gönderdiği raporda, Bursa'daki bozgun sebebinin kötü propaganda olduğunu, Yunanlıların yakaladıkları subayları öldürdüklerini bildirdi, subaylar aleyhindeki konuşmalara engel olunmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Genelkurmay Başkanı İsmet Bey, genel durum hakkında Meclis'te bilgi verdi. Azerbaycan'dan yardımcı bir kuvvetin gelmekte olduğunu ileri sürdü. Bazı mebuslar, Bolşevizm'i öven, Bolşevizm'in İslamiyet'le uzlaştığını ileri süren konuşmalar yaptılar, Meclis'te böyle bir grubun bulunduğunu ilan ettiler. Bazı mebuslar da ancak kendi kuvvetine dayanmanın gereği üzerinde durdu. Mustafa Kemal, ABD de içinde olmak üzere, bütün Batı'nın Türkiye'ye düşman olduğunu, kendi kuvvetlerini esas almakla birlikte, yardım eden bütün kuvvetlerden yararlanılacağını söyledi. Bursa'nın işgal edilebileceğini haber vererek, böyle bir olay karşısında moralin bozulmamasını istedi ve şöyle dedi "Memleketimizin bütünü tahrip edilse, ateşler içinde bırakılsa, bu toprağın üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma yapacağız."


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa, Kastamonu Bölge Komutanlığı ve Kastamonu Valiliği'nden, Konya'da olduğu gibi, kendi silah ve cephaneleriyle halktan gönüllü taburlar kurulmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Adana'daki Fransız işgal yönetimi, Türkleri katletmekten sanık bir Ermeni'yi hükümet konağı önünde astı; ikinciyi de yarın asacak. 20 Haziran'da 2.000 kadar Ermeni, bir okulun avlusunda toplanarak Fransızları Ermeni davasına sadakatsizlikle suçlamış, ardından iki gün içinde 14 öldürme olayı kaydedilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Yüksek Komiser Robeck'ten Dışişleri Bakanı Curzon'a: Venizelos, Trakya'yı işgal etme emri verdi, Milne'den yardım istedi. Bu pek düşüncesiz bir emir. Trakya, Anadolu'daki direniş kırıldıktan sonra kolayca işgal edilebilirdi. Yunanlıların Anadolu'da gerilemesi, pek ciddi sonuçlar doğurdu. Bu bakımdan kuvvetlerini azaltmaları akıllıca bir iş olmaz. Belçika'nın İstanbul Temsilcisi Marghetitch, raporunda "değerli ve kahraman Yunan askerinin önemli merkezleri ele geçirdiğini, Ermenilerin Oltu'da büyük bir zafer kazandıklarını bildirerek, İtilaf Devletleri'nin Yunanlıları desteklemede "tereddütlü" davranmalarını eleştirdi. Kemalist ordunun çok iyi yetişmiş bir kurmaylar kadrosuna sahip olduğunu bildiren temsilci, doğuda her türlü alaboranın beklenebileceğini anlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


The New York Times: İtilaf Devletleri, hedeflerine er geç ulaşacaklardır. Türklerin, üstün Yunan kuvvetleri karşısında ufalanarak yok olmaları beklenmektedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 117)


Paul Dumont Mustafa Kemal kitabında anlatıyor:


Geri çekilmek, düşman önünde boşluk yaratmak, onu kuvvetlerini yaymaya mecbur etmek: Kemalistlerin başka yolları yoktur. Yunan ilerlemesi şimşek hızıyla olacaktır. Daha 23 Haziran’da İzmir’e yüz kilometre kadar mesafedeki iki büyük kasaba olan Salihli ve Akhisar’ı işgal ederler,30’unda Milli Hareket’in canlı merkezlerinden biri olan Balıkesir’i ele geçirirler; Birkaç gün sonra Marmara’nın küçük bir limanı olan Bandırma’dadırlar. 8 Temmuz’da Bursa’ya girerler. Londra’da Lloyd George göklerdedir, Venizelos vaadini tutmuştur.

İngilizlere sadece şimdi fırsattan yararlanıp Anadolu sahillerinde bazı stratejik noktalara el koymak kalmıştır.


İmparatorluğun ilk başkenti ve birçok Sultan’ın mezarlarının bulunduğu mukaddes şehir Bursa’nın alınması, Türkler için hemen hemen geçen yıl İzmir’in işgali kadar acı bir şok teşkil etmiştir. Fakat şimdilik Ankara kızgınlığını sadece sembolik olarak ifade edebilmektedir. Matem işareti olarak Meclis kürsüsü siyahla örtülmüş ve mebuslar bu örtünün ancak kesin zafer günü kaldırılacağını ilan etmişlerdir. Tabiyatıyla, derhal bir karşı taarruza geçilmesini talep eden sesler çıkmıştır. Mustafa Kemal bu aşırı tahrik olmuş kişilere sabırla böyle bir harekatın bir işe yaramayacağını, çok insanın hayatına mal olacağını ve mücadelenin devamını tehlikeye sokacağını izah için çaba sarfetmiştir.


(Kaynak: Mustafa Kemal / Paul Dumont / Syf 59)


Türk Kurtuluş Savaşı’nda Amerikan Basını kitabından:



8 temmuz 1920 Türk Milliyetçileri

Beykoz’un Türk milliyetçileri tarafından geçici işgalini gerilla savaşının bir oyalama ve şaşırtma taktiği diye yorumlayabiliriz. Mustafa Kemal Anadolu içlerinde engebeli bir yörede mevzilediği takdirde İtilaf Birliklerinin ilerleyişini bir süre durdurabilir. Ne var ki örgütsüz ve malzemesiz kuvvetleriyle İtilaf Kuvvetlerinin stratejik hedeflerine ulaşmalarını sürgit engellemesi söz konusu olamaz. Sahra topçusundan hemen tamamen yoksun olan Türklerin bir meydan savaşını göze almalarına imkan yoktur. Mustafa Kemal ancak gerilla taktikleri uygularak milliyetçilerin kaderini değiştirmeye yeltenebilir. Anadolu’nun öldürücü iklimi de bu konuda kendisine destek sağlayacaktır.


İtilaf Devletleri tarafından Türkiye’ye dikte edilen antlaşma şartlarını hiçe sayan Milliyetçileri cezalandırmak ve yola getirmek amacıyla tasarlanan harekatın ana hatları Haziran sonunda Paris’de açıklanmış ve bu konuda özel bir gizliliğe gerek görülmemiştir.


Hazırlanmış olan plana göre harekatın yükünü Yunan kuvvetleri taşıyacak, Fransız ve İngiliz birlikleri kendilerine yardımcı olacaktır. Böylelikle Yunanlılar, tarihi düşmanlarıyla yeniden hesaplaşmak ve Venizelos ordusunun yenilmezliğini ispatlamak için bulunmaz bir fırsat elde etmiş oluyorlar.


İzmir’deki yetkililerin ifadelerine göre Mustafa Kemal ordusunun belkemiğini meydana getiren Anadolu köylüsü savaştan bıkmış olup bir ümit kırıntısı uğruna yeni bir savaş çılgınlığına sürüklenemez. Köylüleri savaşa çağıran ve Milliyetçi olduğunu ileri süren hareket gerçekte eski rejimde aradığını bulamayan bakan ve subay artıklarının mevki hırsıyla yürüttükleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.


(Kaynak: Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı / Osman Ulagay / Syf 105)


Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları kitabından:


Atina’daki Amerikan temsilcisi Frazier, cepheden gelen haberleri ulaştırıyor.


8 Temmuz 1920 Atina


Dışişleri Bakanı bugün bana Yunan ordusunun şimdilik verilmiş görevini tamamladığını söyledi. Yunan ordusu harekete geçmeden önce İstanbul çevresinde durumun kritik olduğunu bildirdi. Anlattıklarına göre Müttefik filolarının denetimine rağmen silah ve cephaneler Marmara Denizinden karşıya geçilmekteydi, İngilizler bundan huzursuz idiler ve Fransızlar neredeyse Kemal ile uzlaşacaklardı, tam bu sırada Venizelos Boulogne’da bir tanrı gibi belirerek 15 gün içinde İzmir Bandırma demiryolunu Kemalistlerden temizleme önerisinde bulundu. Venizelos söylediğinden daha iyisini yaptı ve harekat 10 gün sürdü. Paris’teki Türk temsilcilerinin anlaşmayı imzalamak için on günleri olduğunu, imzalamazlarsa bunun Padişah’ın istifası, onun gölgesi olan Hükumetin çekilmesi ve İstanbul’da Türk yönetiminin sonu olacağını beyan etti. Yunanlılar Kemal’in ordusunun geri kalanını, daha doğuya çekmek zorunda kalabilirler, ama şimdilik bu düşünülmüyor.


Frazier


(Kaynak: Amerikan Gizli Belgeleriyle Türk Kurtuluş Savaşı / Orhan Duru / Syf 96)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG