9 Ağustos 1920 Pazartesi

Dün başlayan İkinci Düzce ayaklanmasını bastırmak üzere, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Yozgat ve Uşak'tan birlikler gönderildi. Birliklerden biri, Bolu boğazında baskına uğradı.


Meclis'in gizli oturumda Mustafa Kemal, cephe teftişini anlatarak iyimser bilgiler verdi. Açık birleşimde mebuslar, cephenin güçlendirilmesi için düşündükleri çözüm yollarını anlattılar, düzenli bir ordunun gereğini belirttiler. Konya mebusu Refik Bey (Koraltan), "İyi kişiler tayin edersek 8 yaşından 80 yaşına kadar herkesi seferber edebiliriz" dedi. Bolu mebusu Tunalı Hilmi "4 yaşından 100 yaşına kadar herkesi savaşmaya çağıralım. Herkesin atacak bir kurşunu vardır" diye konuştu. Rasih Bey (Antalya) şöyle dedi: "Askerler, zenginlerin geri hizmette kalmalarından şikayet ediyorlar, bunların da cepheye gelmelerini istiyorlar." Ali Şükrü Bey (Trabzon), düzenli ordu ile gerillanın birbirini tamamlaması gerektiğini söyledi. Mustafa Kemal'le birlikte bir mebus grubu Batı Cephesi'ne gitmiş, 7 Ağustos'ta Ankara'ya dönmüştü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 164)


Kont Sforza, İtalyan Parlamentosu'nda "Türklerin tam bağımsızlığını isteriz" dedi... Türkiye üzerinde diğer İtilaf Devletleri'nin ve Yunanistan'ın üstünlük kurduğunu gören İtalyanlar, daha yumuşak bir politika izlemeyi tercih ediyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


Yunus Nadi'nin Yenigün gazetesi, Ankara'da, Anadolu'da Yenigün adıyla yayımlanmaya başladı. Gazetenin İstanbul'da son sayısı 12 Nisan'da yayımlanmıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


Yeni Gün Gazetesi, 2 Eylül 1918’de İstanbul’da yayınlanmaya başlanmış ve aralıklarla yayınını 12 Nisan 1920 tarihine kadar sürdürmüştür. Mondros Mütarekesi döneminde basına getirilen sansür, Yeni Gün’ün de kapatılmasına neden olmuş ve bir aralık Eski Gün adıyla da çıkmıştır. 27 Mart 1919’dan sonra 6,5 ay kadar sürekli bir kapanışı yaşayan Yeni Gün, 11 Ekim 1919 tarihinden 12 Nisan 1920 tarihine kadar çok zor şartlar altında yayınlanmıştır. Yeni Gün Gazetesi’nin başyazarı Yunus Nadi’nin Anadolu hareketine fiilen katılması üzerine, 9 Ağustos 1920’den itibaren Ankara’da ‘Anadolu’da Yeni Gün’ ismiyle yayınına devam etmiştir. Sakarya Savaşı öncesindeki ve sırasındaki çok büyük zorlukların yaşandığı günlerde, yani 1 Eylül 1921 ile 7 Ekim 1921 tarihleri arasında Kayseri’de yayınlanmış ve ‘Cumhuriyet’ adını aldığı 11 Mayıs 1924’e kadar ‘Anadolu’da Yeni Gün’ ismini taşımıştır.


İstanbul’da yayınlandığı sırada Anadoolu Hareketi’ni desteklemeye başlayan Yeni Gün, Ankara’da yayınlanmaya başlanınca fiilen Kurtuluş Savaşı’nın içinde yer almıştır. Basın alanındaki savaşın en öndeki temsilcilerinden biri olmuştur. Ancak bir başyazar (aynı zamanda meclis ve hükumet muhabiri), bir yazı işleri müdürü (aynı zamanda haberalma şefi), bir düzeltici (aynı zamanda baş bayii), dört dizici ve bir makinist (aynı zamanda hamal) tarafından çıkarılmaktaydı.


Gazetenin çıktığı ortam, elemanlarının durumundan farklı değildir. Gazetede hem yazar ve hem de muhabir olarak görev yapan Enver Behnan Şapolyo, bu ortamı şöyle tanımlamaktadır: Yunus Nadi’nin başyazar odası üst katta bir oda idi. Duvarın dibinde alaturka sedir, üzeri halılarla ve halı yastıklarla süslenmişti. Odaya girince sağ köşe Yunus Bey’in köşesiydi. Yazarlar sedirlere dizilirler, dizlerinde yazı yazarlardı.’


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da Yeni Gün / Nurettin Gülmez / Syf 1)


François Stern, İsviçre’de yaşayan bir Romen vatandaşıdır. Ağustos 1920’de İngiliz İstihbarat Servisi’nin kapısını çok önemli ve gizli bir mesaj için çalmıştır. İlk görüşme 9 Ağustos 1920’de, İngiltere’nin Bern Büyükelçisi Russel il yapılmış, sonrasında Stern, Londra’ya hareket etmiştir. Konu, Dış işleri Bakanlığı’na devredilmiştir.


Stern’in elinde, Ankara adına görüşme yetkisi taşıdığına dair hiçbir belge yoktur. Ama İngiltere Dışişleri Bakanlığı, 1.Dünya Savaşı sırasında İngiliz istihbarat Servisi için çalışmış olması nedeniyle, Stern’in söylediklerini kulak arkası edememiştir. Ajan’ın elinde hiçbir yetki belgesi bulunmamasına karşın, İngilizlerin onu dikkate alış nedeni olarak, daha önce kendileri tarafından kullanılmasını ve getirdiği bilgilerde daha önce doğruluk payı olmasını görebiliriz.

İngiltere Dış işleri Bakanlığı memurlarından WS Edmonds’un İsviçre’den gelen eski İngiliz ajanı Fronçois Stern ile görüşmesine dair 14 Ağustos 1920 tarihli notunda;


‘1917 – 1918 yıllarında Odessa’da İngiltere hesabına çalışmış olan ve halen Cenevre’de oturan Romanyalı François Stern ile görüşüldüğü, Stern’in anlattıklarına göre, Mustafa Kemal Paşa’nın İsviçre’de bulunan Suphi Bey’e, İngilizlerle anlaşmak üzere yetki verdiği, Suphi Bey’in de kendisine (Stern’e) yanaştığı, Mustafa Kemal Paşa’nın sözde İngilizlerle anlaşmak üzere ileri sürdüğü teklifler ve şartların neler olduğu, Stern’in, Suphi Bey ile birlikte ve Malta’da sürgün bulunan Fethi ve Celal Nuri Beyleri de alarak Ankara’ya gitme, anlaşma için aracılık yapma teklifinde bulunduğu, Stern’in teklifinin kuşkuyla karşılandığı, hiçbir vaadde bulunulmadığı, tekrar görüşme kararı alındığı’ hususları yer almaktadır.


Stern ile görüşecek Edmonds’u bilgilendiren İngiliz İstihbarat Servisi, Stern için, kendileri aleyhine çalıştığı tespit etmemekle beraber anılan kaynağın pahalı fakat tatmin edici olmayan bir eleman olduğunu bildirmiştir.


Stern görüşmede sık sık İtalyanlar ile Türklerin yakın iş birliğinden söz etmiş, Mustafa Kemal Paşa’nın Avrupa ile haberleşmesinin İtalya üzerinden yürütüldüğünü ifade etmiştir. Edmonds, bu görüşmenin, ya Stern’in kendine kazanç sağlamak amacıyla yapıldığını ya da görüşmenin İtalyanların bir tuzağı olduğunu düşünmektedir. Suphi bey’in İngilizlerle görüşme yetkisi olduğu ve görüşme şartlarını içeren liste gibi hususların doğruluğu bile dikkate alınmamıştır. Demek ki, İngilizler gelişen durum içerisinde Mustafa Kemal Paşa’dan böyle bir teşebbüs beklenmemektedir.

(Kaynak: Milli Mücadele İstihbarat F

aaliyetleri Örnek Olay İncelemeleri / Serdar Yurtsever / Syf 190)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG