9 Nisan 1920 Cuma

Mustafa Kemal, Yüzbaşı Selahattin’in şikâyeti üzerine, 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa’nm tutuklanarak Ankara’ya gönderilmesini, buna engel oldu­ğu takdirde Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey’in de tutuklanmasını is­tedi. Bu konuda gerekli emri telgraf başında 56. Tümen Komutanlığı Yaveri Selahattin Bey’e veren Mustafa Kemal, Yusuf İzzet Paşa’yı da siyasî ve askerî görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’ya çağırdı. Yusuf İzzet Paşa, İstan­bul’un işgalinden sonra Fevzi Paşa tarafından Anadolu’da kendisinden emir alınacak en kıdemli subay olarak görevlendirmiş, o da bu konudaki emirleri genelgeler halinde kolordulara bildirmişti. Paşa, yarın gönülsüzce Ankara’ya gitmeye razı olacak, burada, Albay Fahrettin Bey gibi ikna edilecek ve görevi başına gönderilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 475)


İsmet İnönü anlatıyor:


9 Nisan’da Ankara’ya vardık. Mustafa Kemal Paşa’nın günlerden beri toplamaya çalıştığı Meclis, 23 Nisan’da açılacaktı. Ben, ilk gelişimde olduğu gibi, yine Ziraat Mektebindeki karargahta Atatürk’le beraber kalıyordum. Gelişimin ertesi günü çalışmaya başladım. Hem karargah erkanı harbiyesinin işlerini yürütüyor, hem de zaman zaman meclisin açılış hazırlıkları ile meşgul oluyordum. Karargah iki üç ay öncesine nispetle daha kalabalıktı. İstanbul’dan gelenlerden karargah hizmetlerinde görevlendirilen subaylar ile bazı yakın arkadaşlarımız, milletvekilleri karargahta kalıyorlardı.


Mustafa Kemal Paşa ile çeşitli meseleleri görüşüyoruz, istişareler yapıyoruz. Üzerinde durulan en önemli mesele, meclisin toplanması. Mustafa Kemal Paşa bana, ‘Meclise girmen lazım, meclis azası olmadan rahat çalışamayız.’ Diyordu. Benim Edirne’den seçilmemi arzu etmekteydi, İstanbul meclisinden gelenler yeni meclisin tabii azası sayılacaklardı. Bir yandan da her yerde seçimler yapılıyor ve seçilen azalar peyderpey Ankara’ya geliyorlardı. Tabii işgal altındaki yerlerde seçim yapılamıyordu. İşgal altındaki yerlerin de mecliste temsili için Mustafa Kemal Paşa’nın müntehibi saniler vardı. Ben de bu arada Edirne mebusu seçildim, ikinci müntehipler toplandılar, beni Edirne mebusu olarak seçtiler. Meclise takdim olunmak üzere mazbatam hazırlandı.


(Kaynak: Hatıralar / İsmet İnönü / Syf 183)


İsmet İnönü’nün Ankara’ya gelişini Yunus Nadi anlatıyor:


Hakikate o gün Ankara mühim günlerinden birini daha yaşadı. Şimdi Ankara’da geçen o müthiş günler bir anda gözümün önünde sıralanıyor da… Ne mesut ve mübarek memlekettir bu diye yüreğim titriyor. O gün bütün Ankara sokaklara dökülmüştü denilebilir. Memlekette en külüstürüne varıncaya kadar bütün arabalar meydana çıkmış, büyük bir kafile Ayaş yolundaki taş köprüyü geçmiş ve daha ilerlemişti. Hele yolun iki tarafındaki tarlalarda koşturulan atlar manzaraya hususi bir mahiyet ve adeta bir mehabet veriyordu.


Nihayet gelen ve karşılamaya gidilen heyetle buluşulup karşılaşıldı. İki tarafça herkes atlarından, arabalarından otomobillerinden inmiş, sanki asırların hasretini telafi etmek istermişçesine bir dostluk başlamıştı, eller sıkılıyor, kucaklaşmalar tevali ediyordu. Bütün bu gürültü içinde Mustafa Kemal Paşa’nın sesi yükseliyordu:


-Canım İsmet Bey nerede? Canım hani İsmet?


Çok geçmeden İsmet Bey bulundu. Gürültüye karışmak istemeyen mütevazi bir emir eri gibi kenara çekilmiş, dudaklarında tatlı bir tebessümle bekliyordu. Paşa süratle yürüyerek ellerini yakaladı:


-Hoş geldin İsmet!


İsmet o gün hiç laf söylemiyor gibi, yalnız hiç eksilmeyen tebessümü ile konuşuyor gibiydi. Paşa muttasıl söyleniyordu:


-Bugün çok memnunum İsmet. Ama ne iyi ettin de geldin ama ne iyi ettin de çabuk geldin!


Şimdi kafile şehre doğru dönüyor ve sokaklardan taşan halkın alkışları arasından geçiyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Anıları / Yunus Nadi / Syf 268)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG